4-MEVLANA DERGAHI (MÜZESİ)
MÜZENİN TARİHÇESİ Mevlâna’nın ölümünden sonra yaptırılan türbe etrafında gelişen yapılarla külliye haline gelmiş olan Mevlâna Dergahı, tekke ve zaviyelerin kapatıldığı 1925 tarihine kadar Mevleviliğin merkezi olmuştur. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Konya Mevlevi Dergahı 1 Mayıs1926 tarihinde, Konya ve Asarı Atika Müzesi olarak düzenlenmiştir. Müze 2 Mart 1927 yılında yapılan bir merasimle ziyarete açılmıştır. Mevlâna Müzesi’nde bulunan koleksiyonların tamamına yakını eski Mevlevi Dergahı’ndan müzeye nakledilen eserlerden oluşmaktadır. Mevlâna Dergahı’nın müzeye dönüştürülmesi ile burada bulunan eserlerin envanterleri yapılmış koleksiyon bozulmadan eserlerin tamamı korunarak gelecek kuşakları aktarılmıştır. Tarih boyunca Mevlâna’ya saygı ve sevgi besleyen devlet adamları ile zenginler tarafından türbeye kıymetli hediyeler gönderilmiştir. Bu hediyeler Mevlâna Dergahı’nda yüzlerce yıl korunmuştur. Müze koleksiyonunda kıymetli el yazmaları, halılar, kumaşlar, tarikat eşyaları, madeni eserler ile musiki aletleri bulunmaktadır. Müzenin Tilaved Odası’nda el yazması levhalar , huzurda cam ve madenden yapılmış kandiller, semahane de maden eserler, ahşap eserler, musiki aletleri ile kıyafetler, mescitte el yazması kitaplar, halı seccadeler ve Sakalı Şerif kutuları sergilenmektedir. Derviş Hücrelerinde küçük tarikat eşyaları ile kumaşlar, mutfakta da bakırdan yapılmış mutfak eşyaları teşhir edilmektedir. MEVLÂNA’NIN TÜRBESİ Mevlâna’nın ölümü üzerine, Selçuklu Sarayı’ndan Alâmeddin Kayser ile Selçuklu Emiri Süleyman Pervane’nin karısı Gürcü Hatun tarafından Mimar, Tebrizli Bedreddin’e yaptırılmıştır. Türbenin inşaatı 1274 yılında tamamlanmıştır. Kitabesi bulunmayan türbenin inşaatı için 160 bin dirhem harcandığını Eflaki eserinde anlatmaktadır. Dört fil ayağı üzerinde yükselen türbenin üç tarafı açıktır. Üst örtüsü dıştan dilimli olup çinilerle kaplanmıştır. Türbenin fil ayakları, kübbesi ve güney duvarı kalem işi süslemelerle bezelidir. Güney duvarında bu süslemelerin ne zaman ve kim tarafından yapıldığını açıklayan kitabe yer almaktadır. Türbe ilk yapımından sonra Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminde onarımlar görmüştür. Türbenin ilk büyük onarımı, Karamanoğulları’ndan Alâeddin Ali Bey ( 1357 – 1398 ) zamanında yapılmıştır. Onarımda türbenin külahı kaldırılmış yerine bu günkü dilimli gövdesi yaptırılmıştır. Ayrıca türbenin gövdesi ve külahı çinilerle kaplattırılmıştır. Türbe, Osmanlı Sultanı II.Beyazıd zamanında önemli bir onarım daha görmüştür. Bu onarımda türbenin kalem işi süslemeleri Halep’li Mevlevi Mehmet oğlu Abdurrahman tarafından yapılmıştır. Osmanlı Sultanlarından III. Selim, II.Mahmut, I.Abdülmecit ve II.Abdülhamit dönemlerinde büyük onarımlar yaptırılmıştır. II.Mahmut tarafından yenilettirilen türbenin çinileri son olarak, 1964 yılında Kütahya çinileri ile değiştirilmiştir. Türbenin kalem işi süslemeleri de 1926 yılın da Müze Müdürü Yusuf Akyurt tarafından tamir edilmiştir. SEMAHANE Mevlevi Ayininin semanın yapıldığı yerdir. 17.50 x 17.50 m. ölçülerinde kare plana sahiptir. Semahane dört fil ayağı üzerinde yükselen bir kübbe ile örtülüdür. Kubbenin içi geometrik ve bitkisel motiflerden oluşan kalemişiyle süslenmiştir. Semahane de mutrip, kadınlar mahfeli ile erkekler mahfeli bulunmaktadır. Semahane Osmanlı Sultanı II.Selim tarafından yaptırılmıştır. II.Abdülhamit döneminde semahaneye kadınlar ve erkekler mahfeli ilave edilmiştir. Semahanenin kubbesinde, kubbe kasnağında ve kubbeye geçiş kısımlarında yer alan kalem işi süslemeleri 1985 yılında yaptırılan restorasyon sırasında sıva altından açığa çıkartılarak yenilettirilmiştir. Semahanenin duvarlarında madalyonlar içerisinde bulunan kalem işi süslemeler , 1888 yılında Konyalı hattat ve ressam Mahbub Efendi tarafından yapılmış olan süslemelerdir. Semahane de vitrinler içerisinde, Mevlevi kıyafetleri, şamdanlar, cam kandiller, rahleler, musiki aletleri, zikir tesbihleri ile Mesnevi ve Divanı Kebir’in el yazması nüshaları sergilenmektedir. MESCİT Semahanenin batı yönünde yer almaktadır. Mescit 11.60 x 13.30 m. ölçülerinde kareye yakın bir plana sahiptir. Üzeri kubbe ile örtülüdür. Kubbe içten kalem işi süslemelerle bezenmiştir. Bu bezemeler 1985 yılında yapılan restorasyon sırasında yenilenmiştir. Mescit, semahane ile aynı dönemde Osmanlı Sultanı II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Mescidin ana girişi batı yöndedir. İki kanatlı kapısı ceviz ağacından kündekari tekniğinde yapılmıştır. Mescidin ayrıca doğu yönde semaheneden mescide geçişi sağlayan küçük bir kapısı ile güney yön de huzurdan girişi sağlayan Çerağ Kapısı bulunmaktadır. Mescidin zemini yerden 35 cm. yüksek tutulmuştur. Mermerden yapılmış mihrabı, ahşaptan yapılmış müezzin mahfeli ile taştan yapılmış kürsüsü orjinaldir. Son Cemaat yeri mescidin batısında bulunmaktadır. Tilavet Odası girişi ile birlikte 4 bölümlü olan son cemaat yeri 4 kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin güney batısında yer alan minaresi 1918 yılında yapılmış olup, tek şerefelidir. Mescitte el yazması Kuranı Kerimler, Mesneviler, Divanı Kebirler, halı seccadeler, buhurdanlıklar, saatler ve Sakalı Şerif kutuları sergilenmektedir. DERVİŞ HÜCRELERİ Müzenin batı yönünde bulunan Derviş Hücreleri 1584 yılında Osmanlı Padişahı III. Murad tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi 1928 yılında Müze Müdürü Yusuf Akyurt tarafıdan giriş kapısı üzerindeki yerinden söktürülerek kitabeler seksiyonuna alınmıştır. Müze bahçesinin batı ve kuzey yönünde yer alan Derviş Hücreleri 18 adettir. 1927 yılında dört hücre dışında diğerlerinin ara duvarları kaldırılarak koridor haline getirilmiştir. Günümüzde Derviş Hücrelerinden bir tanesi Şeyh Odası, bir tanesi de Derviş Odası olarak düzenlenmiştir. Derviş Hücrelerinin kapıları doğu yöne açılmaktadır. Dışa bakan pencereleri demir parmaklıklıdır. Her hücrede bir kapı, iki adet pencere ve ocak bulunmaktadır. Derviş Hücrelerinde tarikat eşyalarından pazarcı maşası, teber, keşkül, mütteka, nefir, posta çantası ile çatma ve kemha kumaşlar sergilenmektedir. Burada serğilenen halıların, Etnografya Müzesi’nde sergilenmeye başlanmasından sonra boşaltılan koridor ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için sinevizyon salonu haline getirilmiştir. MUTFAK Derviş Hücreleri ile birlikte 1584 yılında yaptırılan mutfak, 1867 yılında onarım görmüştür. Mutfak giriş kısmının üst katında Kazancı Dede’nin kaldığı bir oda bulunmaktadır. Tonozlu girişten sonra Mevlevi Dervişi olmak isteyenlerin 3 gün oturup sınandıkları Saka Postu, Ateşbaz Velî makamı olan yemeklerin pişiriliği ocaklar ile ölen dervişlerin gasillerinin yapıldığı yer karşımıza çıkmaktadır. Sema öğretisinin yapıldığı alan ile yemek sofrasının bulunduğu yer, zemine göre yüksek tutulmuştur. Kesme taştan yapılmış binanın üç yana açılan pencereleri bulunmaktadır. 1985 yılında yapılan restorasyon çalışmasında pencerelerin alınlıklarında bulunan bitkisel kalem işi süslemeler açığa çıkartılmıştır. Mutfak, Mevlevilikte dervişlerin ve misafirlerin yemeklerinin pişirildiği yerdir. Ayrıca tarikata girmeyi kabul eden dervişlere eğitimleri burada verilmiştir. Dervişlerin çile süresi 1001 gündür. Bu süre içerisinde dervişlere 18 çeşit mutfak hizmeti yaptırılır, bu hizmetleri başarı ile tamamlayan dervişler hücre sahibi dede olurlarmış Mutfakta 1990 yılında yapılan yeni düzenlemeyle, hizmetleri canlandıran mankenlerle sergileme yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca dergâhtan kalan bakır mutfak eşyaları sergilenmektedir. MEYDAN-I ŞERİF ODASI 1867 yılında onarım gören Meydan-ı Şerif Odası, günümüzde Müdür Odası olarak kullanılmaktadır.Tavanı Barok üslupta yapılmış kalem işi süslemelidir. Çelebi Dairesinde şeyh ve dedelerin belirli günlerde yemek yedikleri ve sohbet ettikleri bilinmektedir. ÇELEBİ DAİRESİ Müzenin kuzey batısında Derviş Hücreleri’nin arka tarafındaki bahçe içerisinde yer almaktadır. 19.yy.da yaptırılan Çelebi Dairesi tek katlı olup, bir salon ile dört odaya sahiptir. Salonun tavanı kalem işi süslemelidir. Çelebi Dairesi, dergâhların açık olduğunda Şeyh Efendi’nin evi olarak kullanılmıştır. NİYAZ PENCERESİ Hz. Mevlâna’nın Türbesi’nin güney yönünde İhtisas Kütüphanesi’nin içerisinde yer almaktadır. Türbe kısmına açılan pencerenin alınlığında yağlı boya ile yapılmış yeşil destarlı Mevlevi sikkesi bulunmaktadır. Sikkenin üzerinde Mevlâna’nın şü rubaisi yazılıdır. “ Garip, senin kapından başka bir yere yol bulamasın diye bütün kapılar kapanmıştır; ey keremde, yücelikte, nur saçıcılıkta Güneşin de, Ayında, yıldızların da kendisine kul köle kesildiği güzel; ancak senin kapın açık bırakılmıştır.” Mevlevi kaynaklarında “Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in, Mısır seferine giderken dergahı ziyaret ettiği ve Niyaz Penceresi’nden dua ettiği anlatılmaktadır. Padişaha Mısır’ın fetih müjdesi burada verilmiştir. Padişahta bu fetih bize nasip olursa dönüşte dergahın su ihtiyacını karşılayacağını söylemiştir”. Sefer dönüşünde de bahçede bulunan şadırvanı yaptırmıştır. ŞADIRVAN Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır. Suyu Dutlu’dan getirilen şadırvan, 1595 yılında Sultan Mehmet ve 1868 yılında Sultan Abdülaziz tarafından tamir ettirilmiştir. Şadırvanın havuzunda bulunan 16 dilimli mermer göbek Ulu Arif Çelebi zamanında Kütahya’dan Mevlâna Dergahı’na hediye olarak gönderilmiştir. Şadırvanın yapım ve onarım kitabesi bulunmaktadır. 1932 yılında yıktırılan üst örtüsü 1990 yılında yeniden yaptırılmıştır. ŞEB’İ ARÛS HAVUZU Derviş Hücrelerinin önünde bulunan havuz, mermerden altı köşeli olarak yapılmıştır. Suyun aktığı mermer lüle, ejder biçiminde yaptırılmıştır. Eskiden, mevleviler Şeb’i Arus yaz mevsimine denk geldiğinde bu havuzun etrafında sema yapmışlar bunun için havuza Şeb’i Arus Havuzu denilmektedir. Günümüzde ziyaretçiler havuza demir paralarını atarak dilek tutmaktadırlar. SELSEBİL Bahçenin kuzeyinde Derviş Hücreleri’nin önünde bulunmaktadır. Selsebil Hemdem Said Çelebi (1814-1859) zamanında bugünkü kütüphane binasının karşısına yaptırılmış, 1958 yılında bugünkü yerine taşıttırılmıştır. Selsebilin alınlığına Roma dönemine ait bir lahit kapağı yerleştirilmiştir. Selsebilin aynalığındaki çanakcıklar 1-2-3-2-1 tertibiyle sıralanmıştır. Bir noktadan çıkan su, çanaklara dağıldıktan sonra tekrar büyük bir çanakta toplanmaktadır. HÜRREM PAŞA TÜRBESİ Klasik Osmanlı dönemi eserlerinden olan türbe sekizgen plana sahiptir. Gödene taşından yapılmıştır. Türbe girişinin önünde yer alan revak ve türbe kubbe ile örtülüdür. Türbe 1529 yılında vezir İbrahim Paşa tarafından Karaman Beylerbeyi Hürrem paşa için yaptırılmıştır. Türbe içinde iki adet mermer mezar sandukası bulunmaktadır. Sandukalardan birisi Hürrem Paşa’ya diğeri Kanuni dönemi devlet adamlarından Hacı Bey’e aittir. Türbenin yapım kitabesi giriş kapısının üzerinde yer almaktadır. Kitabenin üzerinde bulunan mermer alınlık, rumi , palmet ve stilize hayvan figürleriyle süslenmiştir. SİNAN PAŞA TÜRBESİ Sekizgen planlı türbe, kesme taştan 1574 yılında Karaman Beylerbeyi Sinan Paşa için yaptırılmıştır. Üzeri kubbe ile örtülüdür. Türbenin yapım kitabesi giriş kapısının üzerinde yer almaktadır. Pencerelerin alınlıklarında iki renkli taş kullanılmıştır. Türbe içinde mermerden yapılmış dikdörtgen bir sanduka ve baş taşı bulunmaktadır. Türbenin içi ve kubbe geçişleri 19. yy. kalem işi süslemelerle bezenmiştir. HASAN PAŞA TÜRBESİ Sekizgen planlı türbe kesme taştan 1573 yılında Karaman Beylerbeyi Hasan Paşa için yaptırılmıştır. Üzeri kubbeyle örtülüdür. Yapım kitabesi giriş kapısı üzerinde yer almaktadır. Müze binalarına bitişik olan türbenin içeriye açılan bir kapısı daha bulunmaktadır. Türbe dergah döneminde kütüphane olarak kullanılmıştır. 1990 yılı onarımlarında türbenin zemininde ısınma amaçlı bir ocak bulunmuştur. Türbe içerisinde sanduka bulunmamaktadır. FATMA HATUN TÜRBESİ Sekizgen planlı türbe kesme taştan 1585 yılında Karaman Beylerbeyi Murad Paşa kızı Fatma Hatun için yaptırılmıştır. Üzeri kubbeyle örtülüdür. Yapım kitabesi giriş kapısının üzerinde yer almaktadır. Türbenin iç kısmında 19.yy ait kalem işi süslemeler bulunmaktadır. Kubbeye geçiş üçgenlerindeki madalyonlar üzerinde Allah, Muhammed, besmele ve dört halifenin isimleri yazılıdır. Türbe içerisinde bulunan mermer sandukanın baş taşı kadın başlığı biçiminde işlenmiştir. Türbe, günümüzde Ferit Uğur ve Hacı Mehmet Dişsöken’in kitapları ile Hazine-i Evrak arşivlerinin bulunduğu kütüphane olarak kullanılmaktadır. MEHMET BEY TÜRBESİ Türbe, yanları açık, dört sütun üzerine kubbeli olarak yapılmıştır. 1535 yılında Mehmet Bey İçin yaptırılmıştır. Üzeri kurşunla kaplı kubbe ile örtülüdür. Türbenin yapım kitabesi bulunmamaktadır. Zemini taş döşelidir. Burada bulunan mermer mezar sandukası 1534 yılında ölen Bosna’lı Mustafa Paşa’nın oğlu Mehmet Bey’e aittir. Türbe de bundan başka iki mezar sandukası daha bulunmaktadır. Türbe son olarak 1957 yılında onarım görmüştür. EFLAKİ DEDE TÜRBESİ Müzenin doğu yönünde bahçe içerisinde bulunmaktadır. Türbe Mevlevilik hakkında menakıbnameler yazmış olan Ahmet Eflaki Dede’nin 1361 yılında ölümü üzerine yapılmıştır. Eyvan biçiminde yapılmış olan türbe büyük oranda yıkılmıştır. Ahmet Eflaki, Mevlâna’nın torunu Ulu Arif Çelebi’nin yaptığı bütün gezilere katılmıştır. “Ulu Arif Çelebi’nin ölümünde çelebi için yaptırılan tabut kısa gelince onun ayaklarını toplayarak kısaltması ve defin işini bir gün sonra yapması onun Mevlâna ailesinin yanında sözü kabul gören bir kişi olduğunu göstermektedir. Ayrıca dergahların açık olduğu zamanlar ihya gecesi denilen Pazar ve Perşembe geceleri Mevlâna türbesinden iki derviş oradan kandil getirip Eflaki’nin baş ucunda yakarak sabaha kadar mezarına aydınlık verdikleri bilinmektedir”. Eflaki’nin Türbesi dergahlar kapatıldıktan sonra Kadınhanlı Topbaş Hoca Efendi’ye geçmiş burada bulunan Eflaki Dede’nin mezar taşı Prof.Dr. F. Nafiz Uzluk tarafından Mevlana Müzesi’ne getirilerek kaybolmaktan kurtarılmıştır. Mezar taşı günümüzde Mehmet Bey türbesinde sergilenmektedir. TUZCU BABA TÜRBESİ Müzenin Gül Bahçesi içerisinde doğu yönde yer almaktadır. 1980 yılına kadar evlerin arasında bulunan türbe Gül Bahçesinin yapılması için bu alanın istimlak edilmesiyle yıkılan türbenin mezar taşları Mevlana Müzesi’ne kaldırılmıştır. Mezar taşları müzeye kaldırılan mezarlığın kaybolmaması için bu alan bir metre yüksekliğinde kesme taşlarla çevrilmiştir. Mezar taşları okunduğunda burasının bir Bektaşi Tarikatına mensup kişinin mezarı olduğu anlaşılmıştır. Halk tarafından Dermiye Tekkesi olarak bilinen bu mezarlık sınanmış yerlerden birisidir. Sigil ve dermiye hastalığı için ziyaret edilmektedir. İHTİSAS KÜTÜPHANESİ Postnişin Mehmed Said Hemdem Çelebi 1854 yılında dergahta bulunan kitaplar ile kendi kütüphanesindeki kitapları bir araya getirerek envanter defterine kayıtlarını yapmıştır. Ayrıca kitapları dört ayrı mühürle mühürleyerek Hasan Paşa Türbesi’nde kütüphaneyi kurmuştur. Daha sonra Mevlâna Türbesi’nin güney yönüne bitişik olan payanda ile Hasan Paşa Türbesi’nin arası ahşapla kapatılarak kütüphane olarak kullanılmıştır. Dergahların kapatılmasından sonra 1926 yılında Müze Müdürü Yusuf Akyurt tarafından kitapların kayıtları tekrar yenilenmiştir. 2500 kadar yazma eserinin bulunduğu kütüphanede 11.000 kitap bulunmaktadır. Yazma kitapların kataloğu Rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı tarafından hazırlanmış, 1972 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından bastırılmıştır. MÜZENİN TARİHÇESİ Mevlâna’nın ölümünden sonra yaptırılan türbe etrafında gelişen yapılarla külliye haline gelmiş olan Mevlâna Dergahı, tekke ve zaviyelerin kapatıldığı 1925 tarihine kadar Mevleviliğin merkezi olmuştur. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Konya Mevlevi Dergahı 1 Mayıs1926 tarihinde, Konya ve Asarı Atika Müzesi olarak düzenlenmiştir. Müze 2 Mart 1927 yılında yapılan bir merasimle ziyarete açılmıştır. Mevlâna Müzesi’nde bulunan koleksiyonların tamamına yakını eski Mevlevi Dergahı’ndan müzeye nakledilen eserlerden oluşmaktadır. Mevlâna Dergahı’nın müzeye dönüştürülmesi ile burada bulunan eserlerin envanterleri yapılmış koleksiyon bozulmadan eserlerin tamamı korunarak gelecek kuşakları aktarılmıştır. Tarih boyunca Mevlâna’ya saygı ve sevgi besleyen devlet adamları ile zenginler tarafından türbeye kıymetli hediyeler gönderilmiştir. Bu hediyeler Mevlâna Dergahı’nda yüzlerce yıl korunmuştur. Müze koleksiyonunda kıymetli el yazmaları, halılar, kumaşlar, tarikat eşyaları, madeni eserler ile musiki aletleri bulunmaktadır. Müzenin Tilaved Odası’nda el yazması levhalar , huzurda cam ve madenden yapılmış kandiller, semahane de maden eserler, ahşap eserler, musiki aletleri ile kıyafetler, mescitte el yazması kitaplar, halı seccadeler ve Sakalı Şerif kutuları sergilenmektedir. Derviş Hücrelerinde küçük tarikat eşyaları ile kumaşlar, mutfakta da bakırdan yapılmış mutfak eşyaları teşhir edilmektedir.
Copyright © Kontured| Konya Profesyonel Turist Rehberleri Derneği, Mevlana, Hz. Mevlana, Karatay, karatay medresesi, mevlana müzesi, ince minareli medresesi, ince minare medresesi, çatalhüyük, kilistra, listra, lystra, Sahip ata, konya turları, konya, hitit, mevlevi, Tüm hakları saklıdır. Yayınlanma: 2008-11-18 (781 okunma) [ Geri Dön ] |