2-MEVLEVİLİK
Hazret-i Peygamberin 632 yılında ölümünden sonra Dört Halife Devrinde fetih hareketleri hızla gelişmiştir. Fetihlerin sonunda İslamiyet Batı da Mısır’a, Kuzey de Suriye, Irak ve İran’a, Doğu da ise Horasan’a kadar yayılarak geniş bir bölgeyi etki alanına almıştır. İslamiyet’in doğduğu bölge ile yayıldığı bölgeler arasında, sosyal, kültürel ve ekonomik olguların değişik olması sonucunda hicri ikinci yüzyılın ortalarından itibaren, dinin yorumlanmasında beliren farklılaşmalar, mezhepleri ve tasavvuf akımlarını doğurmuştur. İslamiyet’te kendilerinden sufiler olarak söz edilen bazı kişilerce yeni bir düşünüş ve davranış yolunun temellerinin atılmasıyla oluşan akıma tasavvuf adı verilmiştir. Mevlevilik Anadolu Selçukluları devrinde Türklerin kurdukları tarikatlardan birisidir. Mevlânâ Celâleddin Rumi, Mevlevî Tarikatı’nın Piri, fakat tarikatın kurucusu değildir. Mevlâna’nın 1273 yılında Konya’da ölümünden sonra, Hüsameddin Çelebi, Mevlâna’yı sevenleri, onun fikir ve düşüncelerini benimseyenleri bir araya getirmiştir. Böylece Mevlâna’yı sevenlerin düşüncelerini benimseyenlerin meydana getirdiği topluluk, daha sonra kurulacak olan Mevlevî tarikatının çekirdeği olmuştur. Konya’da Mevlâna düşüncesini temsil eden Çelebi Hüsameddin’in 1284 yılında ölümünden sonra topluluk Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled’i kendilerine şeyh seçmişlerdir. Bazı kaynaklarda Bektemüroğlu Şeyh Kerumüddin’in Sultan Veled’den önce 7 yıl şeyhlik yaptğı yazılıdır. Sultan Veled’in Konya’da Mevlâna’nın Türbesi bitişiğinde yaptırdığı tekke, dervişlerin ilk Dergâh-ı olmuştur. Bu topluluğa önce veledi denmiş. Daha sonra Mevlevî adı benimsenmiştir. Böylelikle Mevlevîlik Tarikatı, XIV. yüzyılın başlarında Konya’da kurulmuştur. Sultan Veled’in 1312 yılında ölümünden sonra, oğlu Ulu Arif Çelebi posta oturmuş, Ulu Arif Çelebi Mevlevî tarikatının Anadolu’da yayılmasında büyük çaba göstermiştir. Mevlevîlik XVI. yüzyıldan sonra Anadolu dışında Kahire, Lefkoşa, Girit, Selanik, Üsküp, Gözleve gibi şehirlerde yayılmış ve bu şehirlerde Mevlevî Dergahları açılmıştır. Hazret-i Mevlâna’nın Türbesi’nin bulunması sebebiyle Konya Mevlevî Dergâh-ı, tarikatın asitanesi olarak gelişmiş ve Mevlevîliğin merkezi olmuştur. Çelebilik makamı, yani bütün Mevlevî Dergâhlarının merkezi durumunda olan Konya Mevlâna Dergâhı Postnişinliği, Mevlâna’nın baba tarafı soyundan gelen en büyük erkek çelebiye verilmiştir. Konya Mevlâna Dergâhı’nın dışında kalan Mevlevîhanelere ilk yıllarda Konya Mevlâna Dergâhı’ndan icazetle gönderilen dervişler şeyh olmuşlardır. Mevlevîlik, dervişlerini tekkelere kapayarak bir lokma, bir hırka sloganı ile tevekküle bağlı, içine kapalı, statik bir tarikat değildir. Kapıları Mevlevî olsun olmasın. Herkese açık olan bir tarikattır. Mevlevî olmak isteyen bir kişi, onsekiz yaşını doldurmuşsa, dergâh mutfağında çile denilen 1001 günlük bir eğitime tabii tutulmuştur. Dini öğretinin yanında mevlevihanelerde müzik, şiir, hattatlık, cildcilik, minyatürcülük, tezhipcilik, nakkaşçılık gibi güzel sanatlara önem verilmiştir. Dolayısıyle, yediyüz yıl boyunca Mevlevî Dergâhları, birer konservatuvar, birer güzel sanatlar akademesi gibi faaliyet göstermiştir.
Copyright © Kontured| Konya Profesyonel Turist Rehberleri Derneği, Mevlana, Hz. Mevlana, Karatay, karatay medresesi, mevlana müzesi, ince minareli medresesi, ince minare medresesi, çatalhüyük, kilistra, listra, lystra, Sahip ata, konya turları, konya, hitit, mevlevi, Tüm hakları saklıdır. Yayınlanma: 2008-11-18 (394 okunma) [ Geri Dön ] |